Takip Edin

Size özel

Toplumsal Baskı Nedir ?

Yayınlanma tarihi

-

Toplumsal baskı denilince içinizde oluşan o sıkıntıyı hissedebiliyorum. Komşulardan başlayıp dost ve akrabalara kadar uzanan bir yolculuk gibi. İşin içinde bir de aile var. Anne ve Baba baskısı.. Tam olarak baskı mı denir yoksa bizim iyiliğimizi isteme durumumu bilemiyoruz. Bildiğimiz tek gerçeğin birey olarak bizi çok düşünemedikleri , sürekli yargılama ve kendi düşüncelerini üzerimizde kurma durumu..Peki nedir toplumsal baskı? Gelin araştıralım..

Toplumsal baskı nedir? Bu soruyla başlayalım.

Kişinin düşünce ve davranışlarına yön verilmesi ve şekillendirmeye çalışılması, çevrenin kişiye herhangi bir konu hakkında devamlı baskı uygulaması, toplumun uygun görmediği bir olay ve düşünceyi yine baskı yapıp değiştirmeye çalışması. Gördüğünüz gibi başlığımız “baskı”. Başkalarının, üzerimizde hakkı varmışcasına yaptığı şeyin adı “baskı”. Doğduğumuz andan itibaren toplumsal baskılar başlıyor.

Mesela; 3 yaşındaki çocuğun odayı dağıtması ve komşuların buna “bu kadar da dağınık ev olmaz” tepkisi  bir baskı. Dağınık ev olur, eşyalar bir şekilde toplanır da sizlerin ağızları nasıl toplanacak komşular?  Bakın daha 3 yaşındayken karşılaştık. Daha sonra okula başlıyoruz. Ne oluyor biliyor musunuz baskılar artarak devam ediyor ve üzerine anne ve babanın gelecek kaygısı ekleniyor. Bu defa da onlar herşeyin iyisi olsun diyerek sürekli eğitime odaklamaya çalışıyor.. ‘ Kızım sayısal seçecek ayşe ablası’ bunu övgü olarak göğsünü kabarta kabarta söyleyen bir anneden duydum. ‘aa o da bir şey mi bizim ki çok zekiymiş kesin tıp’a gidecek diyor hocaları’ ..

  Çocukların yeteneği  yok sadece anne-babaların kendi istekleri var değil mi? Dışarıda bu şekilde tabiri caizse hava atan bireylerimiz evde fırtınalar kopartıyor nasıl kazanamazsın, nasıl yapamazsın diye. Sanki çocuklar sizin kuklanız ve siz onlara herşeyi yaptırmak zorundasınız gibi. Toplumsal baskı, nefes aldığımız her yerde gördüğünüz gibi. Bunların hepsi bire bir yaşanmış olaylar ve yaşanmaya devam ediyor. 

Gelelim evlilik çağına..

Hangi anne-baba istemez evladının mürüvvetini görmek, netice de en özel gün değil mi? Bazen içimden keşke özel bir gün olmasa diye geçiriyorum çünkü toplumsal baskı burada da devreye giriyor. Özellikle çalışmıyorsanız, aile bireyleri tarafından sürekli biriyle tanıştırılıp, beğendirilip evlendirilmek durumunda kalıyorsunuz. Çünkü artık yapılacaklar listelerine bunu ekliyorlar. 

Okul bitti

İş bulundu

Evlilik    ×

Peki sırada hangi toplumsal baskımız var?

Evet evlilik.. İstemediği insanla evlenen mi dersiniz, evlilikten kaçmak için iş bulup başka şehir’e yerleşen mi? Evlilik bu kadar korkutucu mu? Tabiiki de hayır. Ailelerin baskısı, yani toplumsal baskımız bizi ya evleneceksin yada bu diyardan gideceksine itiyor. Zaten bir çoğumuz da evleniyor.. Mutlu olacak mı diye bakılmadan bu kadar baskı kurulması neden ? Çünkü toplumumuzda  evlenince bütün sorunların hallolacağı düşüncesi var. O kadar kutsal ki işsize iş, aşsız sa aş verecekmiş gibi konuşuyorlar hatta bazı teyzeler “yuva kurana Allah yardım eder” demişler kızım evlen bir başını sokacağın yuvan olsun diyor. “Teyze zaten başımı sokacağım bir ev var” deyince de verdikleri cevap hiç değişmiyor. Öyle değil.. Koca evi koca, el kapısı bu gidince böyle konuştururlar mı diye çektiriveriyorlar.. Koca evi?  El kapısı?  Bu baskılara pabuç bırakmamak adına hep çok çalışıyoruz! Çalışıyoruz ki kendimiz hakkında karar verirken toplum baskısına kurban gitmeyelim, Kendimiz hakkında hep son sözü biz  söyleyebilelim.. 

Oradan bakınca anlattıklarımın bir çoğunu aldırış etmeden okuyacaksınız, keşke gerçek hayatta da aldırış etmeden davranabilseydik de toplumsal baskılar biraz olsun her birey tarafından kulak ardı edilebilseydi.. 

Devamını oku
Yorum Yaz

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir